Göz çevresi ve boyun kırışıklıklarıyla mücadele etme yolları

Prof.Dr.Osman Müftüoğlu göz çevresi ve boyun kırışıklıklaryla mücadele etmenin ipuçlarını verdi.
Göz çevresi, hem mimiklere hem de doğal yaşlanma sürecine bağlı olarak kırışıklıkların en fazla kendini gösterdiği hassas bölgelerden. Göz kısmak, konuşurken ya da stresliyken aşırı alın ve yüz mimiği kullanmak göz çevresinde çizgi oluşumunu kolaylaştırıyor. Bu çizgi ve kırışıklıkları azaltmak ise kozmetik üreticilerinin başlıca amacı. Prof. Müftüoğlu, "'Bu amaçla kullanılan ürünlerin içerisine uygun miktarlarda peptit, DMAE, hyalüronik asit, yeşil çay özü, arnika ekstresi konulursa ve bu foiTnüller biraz da alfa lipoikasit, koenzim Q-10 ve diğer antioksidanlarla güçlendirilirse göz çevresinin kırışıklarını giderme ve önlemede bir ölçüde de olsa başarı kazanmak mümkün olur" diyor.

Çok mimikli konuşmayın
• 20'li yaşlardan itibaren göz çevresine özel cilt ürünleri kullanın.
• Görme kusurunuz varsa göz doktorunuzun vereceği gözlük veya lensi kullanın.
• Böylece daha iyi görebilmek için gözlerinizi kısmazsınız.
• Çok mimikli konuşmayın. Doğal olun. Ayna karşısında, konuşurken nasıl mimikler yaptığınıza bakarak buna çözüm bulabilirsiniz.
• Yaz-kış güneş gözlüğü kullanın. Hem gözünüzü ve etrafını ışınlardan korumuş hem de güneşten dolayı gözünüzü kısmamış olursunuz.
• Göz makyajı yapmışsanız silmeden yatmayın.
• Göz çevresine ürün sürerken yumuşak davranın.
• Göz çevresine, yüzünüze sürdüğünüz nemlendirici her zaman uygun olmayabilir. İçindeki bilgiyi okuyun.
• Uykunuzu alın.
• Bilgisayara veya televizyona uzun süreli bakmak gözü yorar, dikkat edin.
• Haftada bir göz etraflarına bakım yapan, gözü dinlendiren maskeler yapabilirsiniz.

YAZININ DEVAMI OKU...

13/4/2009, Kategori: Prof_Dr_Osman Muftuoglu : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Cildimiz neden yaşlanıyor ?

Cilt yaşlanmasının hızını sadece genetik mirasınız belirlemez. Cildinizin nasıl yaşlanacağına yalnızca genleriniz karar vermez. Dış etkenler yani çevresel yaşlanmanın etkileri çok daha önemlidir.
Cilt yaşlanması diğer organlardan farklıdır.  Cilt sadece içten değil, dıştan da yaşlanır.  Vücudunuzun en büyük organını, cildinizi diğer organlardan ayıran başlıca fark onun dış etkilere de açık olmasıdır. Kalbiniz, karaciğer veya akciğeriniz dış ortamın ısısından ya da nem değişikliklerinden habersizdir. İç organlar havanın yağmurlu, karlı, rüzgarlı, kuru veya rutubetli olmasından etkilenmezken, cildiniz bütün bu değişimlerin tam ortasında kalır. Hem içten hem dıştan yaşlanır. İç dünyanızın dışında hava kirliliği, fabrika dumanları, endüstriyel buharlar, sigara, egzoz gazları da cildinizi etkiler.
Araştırmalar, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının %80-90'ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösteriyor.  Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü %20'yi geçmiyor.  Eğer etkin bir "yaşlanma yavaşlatıcı program" uygulamak istiyorsanız çevresel yaşlanmayı öğrenmeli ve önlemeyi iyi bilmek zorundasınız.  Çevresel faktörlerin oluşturduğu cilt yaşlanmasını nasıl önleyeceğiz sorusu yanıtlanması gereken en önemli problemdir.  Bu sorunun alt başlıklarına güneşten koruyucu önlemleri, sigara içmeyi ve vücudunuzun antioksidan kapasitesini yükseltmeyi eklemeniz gerekiyor. 
Güneş ışınlarından korunmak, riskli saatlerde güneşlenmemek, koruyucu giyecekler, aksesuarlar (güneş gözlüğü, şapka, güneş şemsiyeleri...)  kullanmak ve gün ışığı olan her saatte, cildin görünen kısımların yüksek koruma faktörlü ürünler ile korumak bu mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır.  Özellikle en az 10-15 koruma faktörlü cilt ürünleriyle cildinizi yaz-kış korumayı unutmamanız gerekiyor. Özellikle güneşe çok fazla maruz kaldığınız dönemlerde (güneşlenirken, kayarken, açık havada yürürken…) cildinize yüksek koruma faktörlü ürünlerle yardımcı olmalısınız.  Cilt ürünlerini seçerken "koruma faktörlü olanları" tercih etmeli, cildinizi antioksidan kremlerle desteklemelisiniz.
OSMAN MÜFTÜOĞLU

YAZININ DEVAMI OKU...

10/10/2008, Kategori: Prof_Dr_Osman Muftuoglu : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Prof.Dr.Osman Müftüoğlu

 Hem sağlıklı tutacak hem de ideal kiloda kalmanıza yardımcı olacak, birazcık da yaşlanmanızı geciktirecek ideal bir beslenme reçetesi aradığınızı biliyorum.Bu reçetenin kolay, ucuz, uygulanabilir olmasını, sizi asla aç bırakmamasını istediğinizin farkındayım! Emin olun, böyle bir diyet hepimizin ortak hayali. Biz yine de yaklaşan "mayolu ve bikinili günler" nedeniyle yağlardan ve selülitlerden uzak bir yaza hazırlık için "size özel bu yol haritasını" yani bir "diyet-metre" hazırladık.
BEDEN KİTLE İNDEKSİNİZİ DİKKATLE İZLEYİN!
İdeal kilonuzu belirlemek için kullanacağınız bilimsel klinik ölçü BKİ’dir. Beden kitle indeksinin nasıl hesaplanacağını birçok defa belirttik. Formülü altta bulacaksınız.BKİ:Ağırlık (kg) / Boyunuzun karesi (m.) Beden kitle indeksiniz, 35 yaş ve altı için 25’ten; 35 yaş üzeri için 27’den yüksekse fazla kilolusunuz denilebilir. Her yaş için; 30’dan yüksek ise orta düzeyde, 35’ten fazla ise ileri düzeyde şişman olduğunuzu bilmelisiniz.
DİYET DEDİĞİNİZ ÖZEL OLMALI
Diyetler eğer size özelse, daha bir üstünüze oturuyor ve daha başarılı oluyor. Bu durum biraz da hazır bir elbiseyi satın alıp giymekle, elbiseyi terzide diktirmek arasındaki farka benziyor. Hazır bir elbisenin kolunu belini boyunu paçasını değiştirdiğinizde o elbise ne kadar üzerinize oturuyor, size ne kadar yakışıyorsa hazır diyetler de size o kadar uyuyor! Size özel hazırlanan, ağız tadınıza, alışkanlıklarınıza, işinize ve ekonomik durumunuza göre planlanan diyetlerse bedeninizde "usta terzi işi" bir elbise gibi duruyor.
DİYETİN DE BİR ANAYASASI VAR
Tavsiyem, kilo vermeyi düşündüğünüzde doktorunuzun, diyet ve egzersiz uzmanınızın hatta motivasyon danışmanınızın kafa kafaya verip size uygun bir program hazırlamalarını istemeniz. Çünkü "diyet yapmak" deyimi bile artık çoğumuzda güvensizlik, isteksizlik, hatta sinirlilik hali yaratıyor. Bu programı yaparken de "anayasaya uygun" diyet kanunları koymak zorundasınız.
Yani, nasıl bir beslenme planı yaparsanız yapın diyet yapmanın da bazı vazgeçilmezleri yani bir anayasası vardır. Bunlar her diyette bulunması gereken ortak noktalar: Beslenme planınız her zaman maksimum metabolik etkinlik sağlamalı ve sizi maksimum bir mutluluk ve güçte tutmalı. Sosyal yaşamınızı engellememeli, yorgunluk yapmamalı, ek bir ekonomik yük getirmemeli. Uykunuza, istirahatınıza, işinize, gücünüze, dinlenmenize ve eğlencenize mani olmamalı. Sizi daha mutlu, keyifli biri yapmalı.
HIZLA GİDEN KİLOLAR AYNI HIZLA GERİ GELİR
Özellikle orta yaş ve üzerindekilerin eğer ciddi bir kilo fazlalığı veya kilo nedeniyle ağırlaşan kan şekeri yükselmesi, hipertansiyon problemi gibi sorunları yoksa, hızlı kilo vermesi gerekiyor. Biz, ortalama haftada bir kilodan fazla kilo kaybını, özel durumlar dışında, önermiyoruz.50 yaş üzerinde, kişisel sağlık geçmişinde kanser, şeker hastalığı, hipertansiyon kalp veya böbrek yetmezliği bulunanlarda haftalık kilo kaybını 500 gramla sınırlıyoruz. Eğer ciddi bir sağlık problemi yoksa 50 yaş öncesinde haftada yüzde birlik bir kilo kaybını her yaşta tavsiye edebiliyoruz. Hızlı kaybedilen kilolar yine aynı hızla geri dönüyor. Diğer taraftan, hızlı kilo kaybının yaşlanmayı hızlandırdığını, metabolizmayı yavaşlattığını, hormonal dengeyi ters düz ettiğini gösteren kanıtlar var.
HER YAŞIN BİR KİLOSU VAR
Fazladan biriken her kilo yağın, yaşam kalitenizi azalttığını, erken yaşlandırdığını gösteren kanıtlar hızla çoğalıyor. İşte bu nedenle fazla kilolu kişilerde sağlıklarıyla ilgili endişeler de ortaya çıkıyor. Aslında hafif, hatta orta düzeyde kilo artışının fazla endişelendirmesi gerekmiyor. 45-50 yaşına gelmiş, 20’li yaşlara göre 5-6 kilo almış ama sigara kullanmayan, kabul edilebilir seviyede aktivitede bulunan ve genelde sağlıklı beslenen biriyseniz, sağlık bakımından ciddi bir korkunuz olmasın. Her yaşın bir kilosu var. 20’li, hatta 30’lu yaşlarda 38 beden olan birinin 50’li yaşlarda 40 hatta 42 beden olması normal karşılanmalı. Yeter ki aktif ve keyifli bir hayatı olsun dengeli beslenmeye devam etsin.
YAĞ AZALTMAK DOĞRU MU?
Yiyeceklerin yağlarını azaltmak geçici kilo kaybı sağlayabilir. Ancak yağı azalmış yiyeceklerde ısrar etmek sağlıklı bir kiloyu korumayı imkansız hale getiriyor. İştahı önemli ölçüde azaltan, çabuk doymayı sağlayan yağların beslenme planından çıkarılması atıştırma yiyeceklere, pasta, kek, pilav, makarna gibi yoğun karbonhidrat içeren yiyeceklere yönelmeye yol açar. Aşırı karbonhidrat tüketimi ensülin salgılanmasını dolayısıyla yağ depolanmasını kolaylaştırır. Kilo sorununun yaygınlaşmasında yağların iyice azaltılması ve karbonhidrat tüketiminin abartılmasının önemli bir rolü var. Fazla kiloluların çoğu az yağlı veya yağsız yiyecekleri bol bol tüketebileceklerini düşünüyor. Ne var ki yukarıda da belirttiğimiz gibi sadece yağı azaltmak kilo kaybını da, sağlıklı bir kiloda kalmayı da garanti etmiyor. Bu nedenle kilo kaybı sağlayan bir diyetin günlük kalorisinin yüzde 25-30’unu yağlardan kazandırması gerekiyor.
AĞIZDA İKİ DAKİKA MİDEDE 20 DAKİKA KALÇADA 20 YIL
Fransızların çok güzel bir sözü var: "Taze bir kruvasan ağızda iki dakika, midede 20 dakika ama kalçada 20 yıl kalır." Yeni keşfedilen yapay tatlandırıcılara, diyet veya light yiyecek ve içeceklere, her hafta gazete ve televizyonlarda boy gösteren popüler diyetlere rağmen kilolu insanların sayısı sürekli artıyor. Aslında yağı azaltıldığı ifade edilen diyet ürünlerinin çoğu normalleriyle yaklaşık aynı kaloriye sahip. Bir su bardağı normal yoğurdun enerji değer 125 kalori iken yağı azaltılmış aynı miktar yoğurdun enerji değeri 200 kaloridir. Bir dilim normal ekmekte 60-65, bir dilim diyet kepekli ekmekte 40 kalori var. Yani sorun yalnız kalorileri saymakla çözülecek gibi değil. Ayrıca diyet ürünler kalorisi çok az sanılarak normallerinin 2-3 katı fazlasıyla tüketiliyor.Zayıflamak için yavaşlayın"Zayıflamak istiyorsanız yavaşlayın." Böyle diyen bir uyarının size ters geleceğini biliyoruz. Hareketli bir yaşam sürmenin, aktivitenin kilo kontrolüne yardımcı olduğu doğru ama bazen yavaşlamak da gerekebiliyor. Kısacası "yavaşlayın" uyarısı doğrudur ve sadece yemek yeme hızınızı yavaşlatmanızı öğütler. Yavaş yavaş yiyerek yemeğin zevkini daha iyi çıkarır, yemek yerken daha hoş görünürsünüz. Tokluk sinyallerinin midenizden beyninize ulaşması için zaman kazanır, daha iyi çiğnersiniz, daha iyi hazmeder, daha az yer ve daha kolay zayıflarsınız. İşte "yavaşlayarak kilo vermenin yol haritası".
YEME HIZINIZI NASIL YAVAŞLATACAKSINIZ?
Çatalınıza daha az yemek koyun.Yemek yerken zaman zaman ara verin, su yudumlayın.Yemek süresince sohbet edin. Keyifli sohbetler yemek süresini uzatır.Öze ve lezzete daha çok önem verin. Yavaş yavaş yiyin ki sadece damağınız değil, beyniniz de lezzet alsın. Yalnız karnınız değil, ruhunuz da doyuma ulaşsın.Yemek çatalı yerine daha küçük olan salata çatalını kullanın.Masaya size "yavaşla ve tadını çıkar" hatırlatması yapacak etiketler veya notlar yapıştırın.Yemeğe iştahınızı azaltacak düşük kalorili, hacimli yiyeceklerle başlayın: yağsız sebze, çorbalar ve salatalar doğru başlangıçlar.Başkalarıyla yemek yerken de hızınızı azaltmayı deneyin. Hızınızı takip etmek için en yavaş yiyen kişiyi rakip seçin ve öğünü en son bitirmeye çalışın.Yemek yerken okumak, televizyon izlemek gibi başka bir işle uğraşmayın. Onun yerine hafif bir müzik dinleyip iyi bir partnerle sohbet edin.Çalışma masanızda yemek yemekten kaçının. En azından yemek yemeden önce masanızı toplayın.
hürriyet
YAZININ DEVAMI OKU...

25/6/2008, Kategori: Prof_Dr_Osman Muftuoglu : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->