MURAT TOPOĞLU Catherine Deneuve yöntemiyle 8 yaş gençleşebilirsi

Yüzdeki ve dekolte bölgesindeki kırışıklıkları ve sarkmaları yok etmek için kullanılan son metot `Catherine Deneuve yöntemi` adını taşıyor. Paris`teki meşhur Hertzog Kliğini`nin en gözde gençleştirme yöntemi olan bu metot, artık İstanbul`da.....

Pırıl pırıl ve canlı bir cilde sahip olmak isteyen kadınların, bu hayallerine ulaşmalarını sağlayan son icat, Catherine Deneuve Yöntemi adını taşıyor. 1996`dan beri Paris `te uygulanan bu yöntem adını Fransız Sineması `nın efsane ismi Catherine Deneuve `den alıyor. Herkesin hala gençlik yıllarındaki güzelliğini koruyan Deneuve gibi görünmesini sağlamayı hedefleyen yöntem, Türkiye `de ilk kez Dr. Murat Topoğlu tarafından uygulanıyor. Yönteme ilişkin detayları Topoğlu `ndan dinledik...

* Catherine Deneuve Yöntemi nedir? Avantajları nelerdir?

Bu yöntemde cildin üst deri tabakası White Peel dermabrazyon cihazı ile soyuluyor, yani cildin kapısı açılıyor. Daha sonra derinliği ayarlanabilen mezoterapi tabancasıyla ağrısız, acısız , kanama ve morarma olmadan cilt ve cilt altı dokusunu besleyen ürünler cilde veriliyor. Son olarak Paris `te aldığım eğitime ek olarak canlı embriyo hücreleriyle hazırladığım özel maskeyi uyguluyorum. İçinde inci, kollajen, elastin, deniz yosunu ve doğal nemlendirici faktör bulunan bu maske cildi gençleştiriyor. Ayrıca sarkmaları topluyor ve cildi en az 8 yaş gençleştiriyor.

3 AŞAMALI BİR İŞLEM

* İşlemler nasıl uygulanıyor?

Yüz ve dekolte bölgelerine uygulanan bu yöntemi 3 aşamada gerçekleştiriyorum. Birinci aşamada; derinin en üst tabakası 10100 mikron derinliğinde soyuluyor. Cerrahi olmayan bu cilt soyma işlemini alimünyum oksit tozlarıyla gerçekleştiriyorum. Bu tozlar vakum ve özel basınçlı bir cihaz yardımıyla cilde uygulanarak derinin en üst tabakasını soyuyor. Ciltteki siyah noktalar ve cildin en üst tabakasındaki lekeler gidiyor. Derinin en üst tabakasının alimünyum oksit tozlarıyla azaltılması, derinin daha fazla nemlenmesini sağlıyor . Bu akne ve kırışıklıkları azaltıyor. Seanslar sonunda deri altında bulunan kollajen ve elastin lifleri artıyor. Bu da cildin daha genç bir görünüm kazanmasına yardımcı oluyor.

HİÇ CAN ACITMIYOR

* Mezoterapiden farkı ne?

Bu yöntemle, yüz ve dekolte bölgesindeki deri altı dokusuna, tabanca şeklindeki bir cihazla özel bir ilaç karışımı enjekte ediliyor. Hiç can acıtmayan bu karışım, 2 ila 4 hafta arasında uygulanıyor. İlk kısmında yüzün canlanması; ikinci bölümde ise, yüz ve dekolte bölgesindeki sarkıklığının ve gevşekliğinin azalması sağlanıyor.

* Materyaller organik mi?

İşlem sırasında C, Folik asit, Inositol, B3 , B5 , B6 , B2, Thiamin gibi multivitaminler, Magnezyum, Potasyum, Kalsiyum, Amino-asit gibi protein yapı taşları, L-Arginin , L-sistin ve Hyaluronik asit kullanıyorum . Bu ilaçlar tamamen cildin ihtiyacı olan ve cildin yapısında bulunan malzemeler olduğundan kişiler bu uygulamayı istedikleri sıklıkta yaptırabilir.

* Kaç yaş gençleştiriyor?

Bu tedavi; deri altındaki kollajen ve elastin liflerinin artmasına neden oluyor. Ayrıca melanin salgılayan hücrelere engel olarak cildin lekelenmesini önlüyor. Deri altındaki mikro kanlanmayı artırarak cildi daha canlı ve daha gergin bir hale getiriyor. Böylelikle kişilerde 6-8 yaş arasında bir gençlik söz konusu. Bu görünümü korumak için 36 ayda bir, işlem tekrarlanıyor.

* Embriyo hücrelerini nasıl eklediniz bu yönteme?

Cildin genç ve sağlıklı görünümü uzun süre nasıl korunabilir diye yaptığım bir araştırmada, canlı embriyo hücrelerinin kullanılabileceğini gördüm. Buna kollajen, elastin, deniz yosunu ve saflaştırılmış C vitaminini ekleyerek yaptığım maske, cilde 15-20 dakika uygulandığında kadınlarda erkeklerde mutlu oluyor.

 

YAZININ DEVAMI OKU...

28/5/2008, Kategori: DR_MURAT TOPOGLU : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

MURAT TOPOĞLU Ofiste meyve yiyin DİYOR

Diyetisyen Murat Topoğlu , iş yaşamı yoğunluğunun dengesiz ve sağlıksız beslenmeyi de beraberinde getirdiğini söyleyerek, "İş yaşamının yoğun temposuna kendisini kaptıranlar, öğün sayısını 2’ye düşürürken, bazı öğünleri de besin değeri olmayan yiyeceklerle ya da piyasaya sürülen ofis yiyecekleriyle geçiştirmeye başladı" dedi.

Topoğlu , buna bağlı olarak çalışan insanların kilo alırken, kilodan kaynaklanan birçok hastalığın da pençesine yakalanmak üzere olduğunu vurguladı. Topoğlu , "Çalışan insanların kilo almamaları ve sağlıklı beslenmeleri için öğün sayılarını üç ana öğün ve üç ara öğün şeklinde olması gerekiyor. Bu üç ara öğünün ofis yiyecekleri ile değil meyve ile geçirilmesi gerekiyor" dedi. Topoğlu , ofis yiyeceklerinin sürekli tüketilmesi ve öğün sayılarının dengesiz olmasının kişilerde ciddi boyutlarda kiloyu artıracağını, buna bağlı olarak birçok hastalığa da neden olacağını belirtti.

YAŞAMIN KALİTESİ

Topoğlu , kilodan kaynaklı rahatsızlıkların yüzde 50`yi aştığını söyleyerek "Damar tıkanıklığı, kalp rahatsızlıkları, kiloya bağlı romatizma, bağırsak ve rahim kanseri, horlama, gud hastalığı, selülit, cilt problemleri, ruhsal problemler" diye sıraladı. Topoğlu, kilonun etkisini ise "yaşam kalitesi düşer, ömür kısalır" diye özetledi.

YAZININ DEVAMI OKU...

28/5/2008, Kategori: DR_MURAT TOPOGLU : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Zayıflamanın mucize formülü bu: (Kilonuz x 24 ) - 400 = Haftada

Diyeti sadece doktorlar yaptırmalı diyen Dr. Murat Topoğlu ve Dr. Leyla Onay'dan kilolara karşı savaşta yepyeni taktikler
Yaz geldi... Kazaklar paltolar atıldı ama göbekler, kat kat yağlar ortaya çıktı. Bikinili zapzayıf kadınlar her yerde gözümüzün içine sokuluyor. Televizyon haberlerinden gazetelere, reklamlara kadar her dakika bir diyet çağrısı var. Her gün yeni bir diyetisyen, yeni bir diyetle kendine göre zayıflamanın formülünü bulduğunu iddia ediyor. Ciddi bir bilgi karmaşası ve bunların arasında, gerçekten nasıl zayıflayacağına fena takmış birçok insan var. Üstelik Ulusal Pediatri Birliği'nin yaptığı araştırmaya göre Türk çocukları aşırı şişmanlık sorunuyla karşı karşıya. Bir tarafta obezler, bir tarafta da ideal kilosunu bulmaya kafayı takmış insanlar için iki uzmanı yan yana getirdik ve zayıflamanın mucize formülünü öğrendik...
Mavi-yeşil diyet ürünlerinin yaratıcısı ve Akupunktur Uzmanı Dr. Murat Topoğlu ve diyeti sadece tıp doktorlarının yaptırmasını savunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Onay zayıflamanın inceliklerini anlattı.
Ne olacak bu şişmanların hali?
Murat Topoğlu: Öncelikle zayıflama bir sektör olarak görülmemeli. Bu yanlış, çünkü obezite tıpta kronik bir hastalıktır. Mevsimlik bir hastalık da değildir. Amerika'da ölüm nedenleri sıralamasında sigaranın ardından ikincidir. Türkiye'de de böyle.
Leyla Onay: Ben zayıflama işinin bir sektör olduğuna inanıyorum, çünkü mesleği bu olmayan pek çok insan bununla meşgul oluyor. Zayıflama konusunda mucizeler yarattığını iddia edenler televizyonlara çıkıyor, reklamını yapıyor.
MUCİZE FORMÜL
Sizin var mı böyle mucize önerileriniz?
M.T.: Bir tane mucize formül var, o da: Yaşam için yemek. Yemek için yaşamak değil. Şişmanlığın yüzde 15'i organik nedenlere bağlıdır. Yani kişinin tiroidi az çalışıyordur, buna bağlı hastalıklar olabilir, yumurtalık kistleri, beyindeki bazı tümörler, pankreasta aşırı insülin salgılayan tümörler olabilir. Bu hastalıklar varsa obezite kaçınılmazdır. Bunun haricinde bir de glikoz testi yaparız hastalarımıza. Fazla karbonhidrat, şeker alımında insülinin artması ve ani kan şekeri düşmesiyle bayılmalar olur; bu kişilerin de diyet yapması zordur. Mutlaka tıbbi bir yardım almaları gerekir. Bir de ölümcül obez dediklerimiz var. Bunların da tıbbi yardım alması gerekir. Geri kalan herkes, doğru beslenme alışkanlığı edinip zayıflayabilir.
L.O.: Genetik faktörü de unutmayalım. Annesi-babası şişman olan insan yüzde 80 şişman olur. Bazı kişilerde insülin direnci olabilir. Doğal olarak insülin fazladır ya da insülin kullanılamaz. Karbonhidratı fazla alır, ardından hemen insülin pankreastan çıkar ve onu yer bitirir. Kişi tekrar acıkır. Bu insanlar kan şekerini yükseltmeyen yiyecekleri yemeli. 2.5 saatte bir yiyecek ve mideyi doldurup tokluk hissedecek. Glisemik indeksi düşük yiyecekler tercih edilmeli. Kurubaklagiller, pirinç, makarna, kuskus, muz, ekmek yüksek oranda nişasta içerir ve glisemik indeksleri düşüktür. Bunların da saflaştırılmış olanlarından uzak durmak gerekir. Doğal ve kepekli olanları tercih edilmeli. Mesela karbonhidrat içeriği yüksek olan patatesi haşlarken oluşan glisemik indeks, fırınlanmış patatese göre daha yüksektir. Bu yüzden yiyeceklerini kızartma ve haşlama yerine fırında pişirmeli.

Beslenme alışkanlığı değiştirilebilir mi? Bizim soframızda çorbalar, zeytinyağlılar, ardından et yemeği ve tereyağlı pilav gelir. Üzerine kaymaklı bir tatlı...
M.T.: Ağaç yaşken eğilir, doğru beslenme alışkanlığı bebeklikten itibaren verilmeli. Anneler annelik içgüdüsüyle 'Aman çocuğum açlıktan ölmesin' diye anormal şekilde emzirir. Mama dönemi gelince ağzına tıkıştırma başlar. Anneler hemen doktora koşar, iştah şurupları alır. İştah şurupları uyutucudur. Bebek hımbıllaşmaya müsaitse, hem iştahını açar hem de uyutursunuz. Hareketsiz kalır ve kalori harcayamaz. Çocuklarımızı anneler zehirliyor, farkında değiller. Geçen bir çocuk hasta geldi; 4.5 yaşında ve 36 kilo. Annesi, anneannesi gülüyorlar, 'Çok sevimli' diyerek. Türkiye'de 'Gürbüz Çocuk Yarışması' yapılıyor, böyle bir şey olamaz. Obezite bir hastalıktır. Çocuklarınızın okul kantininden ne aldığına dikkat edin. Teknolojiyle hayatımızdan hareketi çıkardık. Asansör kullanıyoruz, merdiven çıkmıyoruz, her yere arabayla gidiyoruz.
L.O.: Obezite ana karnında başlar ve Türkiye bu konuda dünya birincisi. Çocukluğunda şişman olan birini zayıflatmak çok zordur. Fransızlar ve Amerikalılar okul kantinlerinde tatlı meşrubatlar ve fast food'ların bulunmaması için kanun çıkardı. İnşallah Türkiye'de de bu uygulanır. Benim hazırladığım bir liste var ve bu İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından il genelindeki okullara önerildi. Umarım devamı da yasa olarak gelir.
GECE YEMEYİN
Geç saatlere kadar oturunca neden insanın karnı acıkır? Bizim kültürümüzde 'yat yemeği' diye bir şey bile vardır.
L.O.: Gece geç saatlerde vücudunuzun kortizon salgısı artar ve bu da acıktırır. Ne kadar geç saate kalırsanız, o kadar acıkırsınız. Aileler yaşama biçimlerini yeniden düzenlemeli. Unutmayın, her milletin bir beden yapısı var. Bizim de belden yukarısı normal, aşağısı kalın. Hastalar geliyor; 'Ben şu manken gibi olmak istiyorum.' O mankenin muhakkak ailesinde bir başka ırkla genetik karışma ihtimali vardır ya da hipofizi fazla çalışıyordur.
M.T.: Herkes Brad Pitt ya da Angelina Jolie gibi olmak zorunda değil. Herkesin kemik ve kas yapısı var. Sizinle aynı boyda, aynı yaşta olan kişiyle aynı kiloda olmanız mümkün değildir. Beyin ağırlığınız aynıdır belki ama kas ve kemik ağırlığınız aynı olamaz.
Herkesin aynı diyeti yapıp aynı oranda zayıflaması mümkün olamaz yani?
M.T.: Mümkün değil aynı kiloyu vermeniz. İşte bu yüzden kimseyi örnek almamalısınız. Bir manken çıkıyor, 'İsveç diyetiyle haftada beş kilo verdim' diyor ve bunlar ticari bir meta haline getiriyorlar zayıflamayı. Uluslararası diyet sistemi şu: Dengeli beslenme, proteini, karbonhidratı, yağı içeren bir sistemle zayıflama. Diyetler, tıp doktoru veya diyetisyenlerin kontrolü altında yapılmalı.
L.O.: Dünya Sağlık Örgütü'nün öngördüğü bir diyet vardır. Yüzde 55 karbonhidrat, yüzde 15-20 protein, gerisi de yağ. Diyete başlayıp hemen kilo vereceğim denmemeli, bu depresyona yol açabilir.
Kalori hesabı üzerine kurulu diyetler var. 1500 kalorilik - 2000 kalorilik diyet gibi. Günlük kalori ihtiyacı nasıl belirlenir?
L.O.: Çok basit, uluslararası kabul edilmiş bir formül var. Kilonuz çarpı 24. Örneğin 60 kilosunuz. 60 x 24 = 1440. Bu, kilonuzu korumak için almanız gereken günlük kalori miktarı. Bunun üzerinde kalori alırsanız şişmanlarsınız. Zayıflamak istiyorsanız da günlük 400-500 kalori kadar azaltmalısınız. Böylece ağırlığınızın ortalama yüzde 1'ini verirsiniz ve bu da idealdir.
OBEZİTE SAVAŞI
Kimyasal ilaçlar çok yaygın değil, ama zayıflamak için bitkisel ilaçlar inanılmaz tüketiliyor.

M.T.: Amerika nüfusunun yarısından fazlası obez, XXXL bedene normal gözüyle bakıyorlar. Amerika terörle savaşıyor ama obeziteyle savaşına baksın, çünkü yenildi. Zayıflama ürünleri pazarının büyüklüğü 75 milyar dolar. Bu, Türkiye'de de alarm veriyor. Bitkisel ilaç lafını sevmiyorum. Bitkisel, 'zarar vermez' demek değildir. Böyle reklam yapıyorlar ama bitkisel ürünler de çok zararlı olabilir.
Siz hastalarınıza ilaç veriyor musunuz?
M.T.: Veriyoruz ama bu hastanın durumuna bağlı ve mutlaka benim kontrolüm altında olmalı. Mezoterapide kullandığımız ilaçlar var ama bunlar bir sürü sistemin yan yana gelmesiyle oluşuyor. Diyetini veririm, akupunkturunu yaparım, mezoterapi uygulanır, hasta kilo verir; sonra o kiloyu oturtmaya çalışırsınız. Doğru beslenme alışkanlığı edinemezseniz kilolar tekrar gelir. Kendi başınıza gidip ilaç alırsanız, ölümcül sonuçlarına katlanırsınız. Unutmayın, mucize bir su da yok, ot da yok, sabun da. Mucizelerle zayıflanamaz.
L.O.: Diyet sırasında bitkisel çaylar öneriyorum. Siyah çay yerine yeşil çay, ıhlamur verebiliriz. Siyah çay mide asidini çok artırır, bu yüzden diyette önermem. Kahve de keza öyle. İnsanlar kabızlığa karşı sinameki diye bir ot içiyor. Sinameki alırsınız, dışarı çıkarsınız, bir müddet sonra aldığınız miktar yetmez, artırırsınız. Bir anda bağırsak düğümlenmesi olur; ölebilirsiniz veya böbreğinize kalıcı hasar verirsiniz.
Okuyucularımız hayal kırıklığına uğrayacak. Yok mu bir mucize zayıflama öneriniz?
M.T.: Bir tek mucize var; o da su içmek.
L.O.: İnsan durduğu yerde, bin 200 cc. su kaybeder. Günde 2.5 lt. su için. Kepekli ve bayat ekmek yiyin. Tuz ve şeker zehirdir. Yemeklere, salatalara tuz yerine limon sıkın, aynı lezzeti verir.
M.T.: Yatmadan dört saat önce yemek yemeyi bitirin. Üç ana, üç ara öğün yiyin. Ara öğünlerde meyve yiyebilirsiniz ama meyve ölçüsü kişinin avucu kadardır. Kiraz ye diyorum, bir kilo kiraz yiyor hasta. Halk arasında bir laf var: 'Kiraz sapına döndürürmüş.' Bir kilo kirazı yerseniz, kiraz gibi yusyuvarlak olursunuz.
KALORİ CETVELİ
İşte ihtiyacınız olan günlük kalori miktarını hesapladıktan sonra kişisel diyet mönünüzü oluşturmanız için bazı yiyeceklerin kalori miktarları...
Besin türü Miktar Kalori
1 dilim ekmek 70
Beyaz peynir 100 gr 99
Süt (yağsız) 100 gr 35
Yumurta (tam) 158
Grissini 100 gr 433
Cornflakes 100 gr 386
Makarna 100 gr 369

Pirinç 100 gr 363
Bezelye 100 gr 84
Domates 100 gr 22
Salatalık 100 gr 15
Patlıcan 100 gr 25
Patates 100 gr 52
Mantar 100 gr 28
Dana eti 100 gr 150-223
Koyun eti 100 gr 247-310
Tavuk 100 gr 114
Sosis 100 gr 322

Sucuk 100 gr 452
Levrek 100 gr 93
Kayısı 100 gr 51
Şeftali 100 gr 38
Karpuz 100 gr 26
Kavun 100 gr 33
Kiraz 100 gr 51

YAZININ DEVAMI OKU...

28/5/2008, Kategori: DR_MURAT TOPOGLU : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->